Renk Cümbüşü Kadınlar

post-header

Yürüyüş yapmayı çok seviyorum. Gerçekten aklımı pembe kalpli bir kutuya koyup bir kenara saklasam, dizlerim iflas edene kadar, arada sadece su içerek sonsuza kadar yürüyebilirim.

Uzun bir süredir yürürken yürüyüşümün çoğunda sakin, meditatif-imsi müzikler dinliyorum. Acayip ilhamlı bir zaman dilimine dönüşüyor, Ramtha’nın “Mahalle Yürüyüşü”ne selam olsun, tam bir yaratım anı, yürüyüş zamanları.

Yine öyle anlardan birinde, aklıma Kaz Dağları Sarıkız Tepesi’ne çıkarken fark edip fotoğrafını çektiğim bu iki buz kristali geldi.

Aynı kalplerimiz gibi; biz gibi, birbirinden tamamen farklı, eşsiz, BİR’icik..

Ama BİR.

“Sen sandığım şey belki benim yüreğimdi” der Sertab, “Yolun Başı” şarkısında.

Beş yüz yıllık; ama ah ne naif bir şarkıdır, dinleyene.

O da aslında aynı şeyi söylemiyor mu bir noktada?

Hepimiz farklıyız evet; ama esasen birbirimizin sadece yansımalarıyız.

O’yuz.

Karşındaki senden ayrı; ama bir yandan da tamamen aynı, o da “sen”.

Ve hepimiz kalbimizi, kalbimizdekini, içimizdeki o hazineyi sakladığımız pembe ve canlı, pit pit atan kutucuğu yansıtıp, paylaşacağımız insanlar arıyoruz.

Bu böyle.

İstiyoruz ki bizi görsün, anlasın, kabul etsin, bilsin, ve bir’likte el ele neşeyle yürüyelim.

“Bende bir hazine var. Eğer istersen, beni seversen, benimle yürürsen sana o hazineyi gösterebilirim. Aynı,oyuncaklarını arkadaşına gösterip, paylaşıp, onunla oynamak isteyen bir çocuk gibi. Seni dünyanın en mutlusu yapabilirim. Bende öylesine bir kalp var. Bir görsen..Tüm dünyayı sevebilecek, sadece sarılarak bile dünyaları verebilecek bir kapasite”.

Her kalbin sevebilme; açılıp genişleme kapasitesi vardır.

Ve o kapasite de sadece emekle açılır.

İnsan ister ki kalbindeki bolluğu paylaşsın, biri gelsin ve o gönlündeki sevgi kapasitesiyle onu doya doya, özgürce sevebilsin.

Biraz “Ben seviyorsam sen bahanesin” klişesi gibi,böyle bir kalple kim olsa onu böyle büyük ve temiz nefeslerle severim ki. Yeter ki bunu o da istesin,ve bana hissettirsin.

Günün sonunda insan sevildiğini, anlaşıldığını,değerli ve güvende olduğunu görmek ister. Kalbi akla, akıl oyunlarına gerek kalmadan yanındaki kalbe yaslanıp uyumak ister. Duygu olsun ister. Bir duygu hissetmek. Aslında melankolinin zaman zaman insana tatlı gelmesinin de tek sebebi budur. Aşk ,ayrılık vs. acısı,ya da üzüntü,keder gibi nedenlerle de kötü(?) de olsa bir duygu “hissedebilmek”.

Sadece aşk, mutluluk,huzur,sevinç.. duyguya aracı değildir. Siyah da beyaz da bütünün BİR parçası malum.

Yolları gördükçe, yöntemler de değişir. Sana iyi geleni anlarsın, ve ona göre, öz-sevgin, öz-saygın ve öz-şefkatinle birlikte seçimlerini yaparsın.

Nihayetinde sen ve kalbin, aynı bu iki farklı; ama yan yana durabilen buz kristalleri gibi herkesten farklısın.

Öz bir’icik, tek ; ama yalnız da değil, Burada BİR ve Bir’likteyiz❣️

Şarkının devamında “iyi ki dönmüşüm yolun başından” diyen Sertab’a da tatlı bir sitem:

“Mesele yol’un başından dönmek değil. Mesele, esas güç o yol’u tüm zorluklarıyla görüp cesaret ve azimle yürüyebilmekte, yürümeyi- denemeyi-seçmekte, o yol’a/ bir şeye inanmak, gönlü olmak, gönül vermekte”.

Aklını da yanına alarak, kalbi açıp o gözü azıcık karartabilme kapasitende.

Kalp, emek’le..

Anlayış ve kabul ile,

Zaman içinde,

Sevgi ile..

Yani bence öyle

🤍🎈

Yine, yeni, yeni’den,

Güzelliklerle dolu, hayırlı yollar yürümen dileğimle,

Kalbimden, kalbine

BEYAZ

folder_920_201707260845-1
Önceki içerik
Sonraki içerik
İlgili Diğer İçerikler