Renk Cümbüşü Kadınlar

post-header

Şamanlık

Okurken Dinlemelik Müzik

Dünyada yaşam milyonlarca yıldır devam ediyor ve bu süre içerisinde pek çok canlılık da yaşanmıştır. Birçok araştırmacı ve komplo teorisyenine göre insanlık bir çok kere yok olmuş ve farklı medeniyetler dünyada hüküm sürmüştür. Bu medeniyetlerin de izlerinin hala bulunduğu iddiaları dünya genelinde sürmektedir. Bu iddialar ile birlikte kadim kültürler de yaşamaya devam etmektedir. Bu kültürlerin en bilineni ise Şamanizmdir. Bu noktada Şamanları yada Şamanizm yaklaşımını “din” olarak kabul etmemek gerekmektedir.

Şamanizm Peru’dan Tibet’e kadar her yere yayılmış olmakla birlikte bizim en yaygın bildiğimiz kısmı Türk- Orta Asya kültürüdür. Bu kültür içerisinde de Şamanizm din değil bir inanç ritüeli bir kültürdür. Şamanların Türkçesi Kaman olup, doğa ile iç içe olan bir kültürü benimsemişlerdir.

Kamanlar bitkileri tanıyabilir tanımlayabilir ve tedavi amaçlı kullanabilirler; yine bugünkü karşılığı ile psikolojik danışmanlık yaptıkları gibi tıp hekiminin de görevlerini üstlenmişlerdir. Farklı kaynaklardan derleme yapıldığında bir tür doktor yada eşyayı okuyabilen kahin kavramı da Kamanlar için kabul edilmektedir.  Kamanlar

  • Bilginler
  • Tabipler
  • Rüya Tabircileri
  • Kahinler

olarak gruplanırken Ali Demir’in konu üzerindeki değerlendirmeleri ile Kutadgu Bilig dahilinde bakıldığında Hz. Muhammed soyu da buna eklenmiştir. Bu sınıflandırmada pekçok yetenek tek bir kişide olabilirken sadece bir yeteneği gelişmiş Kaman da vardır. Bugün içinde bulunduğumuz dünya düzeninde değerlendirildiği zaman, toplum dahilinde tıp hekiminin, bilim adamının yada din büyüklerinin saygınlık ve topluma verdikleri yön ile eski toplumlarda Kamanların toplum üzerindeki saygınlık ve etkileri aynıdır.

Kaman/Şamanların doğayı anlaması ve doğaya saygı duyması ile birlikte geçmişteki Gök tanrı inancı ve bazı pagan yaklaşımlarla Şamanizm, bir din olarak algılanmıştır. Buna karşın Şamanizm bir din değil Şaman da din adamı değildir. Ancak Gök Tanrı inancı düşünüldüğünde, göğün yüce tanrısı Tengri, toprak Ötüken ve insanları koruyan ruhlar bulunmaktaydı. Bu inanç sisteminde canlı cansız her öğe dile gelebilir, bilgi tutabilir ve insanları koruyabilirdi. Yerin ve Göğün yedi kattan oluştuğu ve her katta değişik seviyelerde ruhların bulunduğuna inanılarak yere ve göğe de saygı duyulurdu. İşte bu noktada da doğa ile haşir neşir olan Kaman, Gök Tanrı dininde bir din adamı gibi algılanmaktadır.

Toplum içinde Kaman/ Şaman olarak var olmak, doğuştan gelen bazı özelliklerle olurdu. Bunların en belirgini Gök gözlü kadındır. İnsan gözü 400- 700 nm arasındaki elektromanyetik radyasyona duyarlıdır. Bu bir dalga boyudur ve dalga bu boyu aralığı, bize görünen renkleri yani gökkuşağı renklerini algılatır. Algılanan renkler içinde dalga boyu en düşük olan Menekşe, en yüksek olan ise Kırmızı renktir. Retinamızda ise üç tip renk alıcısı bulunmaktadır; kırmızı, yeşil ve mavi…

Mavi renk, mor ve indigo gibi yüksek frekanslı bir renktir. Gerard ve Hessay’ın 1932 yılında yaptığı deneyde mavi rengin insanlar üzerinde sakinleştirici bir etkisi olduğunu tespit etmişler ve akabinde de birçok bilimsel yada bilimsel olmayan renk-terapi çalışmalarında bu renkten yararlanılmasının yolunu açmışlardır. Arapların mavi rengin kan akışını yavaşlattığı düşüncesi ise 1926 yılında Hintli bilim adamlarınca ispatlanmıştır. Bu noktada Gök mavisi gözlerle doğan çocuğun hem kitleleri etkileme gücü, hem de Gök tanrının göğünün sembolüyle doğmuş olması Şaman olabilme ihtimalini güçlendirmektedir.

Doğuştan Şaman olabilme ihtimalini güçlendiren bir diğer etmen de doğan çocuğun kız olmasıdır. Burada toprağın ana olarak kabulü, ayın dişil kabulü ve Türk kültüründe kadının ciddi şekilde önde ve önemli olduğunun altını çizmek lazımdır. Kadının evin idaresi, insanların uzlaştırılması ve toplumun yönetimindeki sosyal yerine ek olarak, annelik iç güdüsüne sahip olması, doğası gereği hislerinin daha keskin olması önemli bir ayrıcalığıdır. Mavi gözlü bir kız çocuk doğduğu zaman Kaman/ Şaman ihtimaliyle de doğmuş olmaktadır. Belirtmek gerekir ki, her mavi gözlü Şaman olmaz yada her kadın şaman olamaz. Buna ilave olarak, Şaman’ın iskelet sisteminde de fazlalıklar olduğu tespit, edilmiştir.

Şaman; geçmişten gelen deneyimlerin aktarılması, bilgi ve becerilerin kazandırılması ve iç güdüleriyle yetişerek toplumunda kabul edilmektedir. Doğuştan gelen Şamanlık gibi sonradan da geliştirilerek özelliklerin bir kısmının kazandırıldığı Otacılar da bulunmaktadır. Bu noktada doğuştan gelen özelliklerin mantığını; günümüzde ve yakın tarihimizde birçok düşünür ve yaratıcı özelliklere sahip kişinin farklı fiziksel/ zihinsel sorunlarla boğuşuyor olmaları yada modern psikolojinin babası Freud’un rüya çalışmaları örnek kabul edilebilir.

Doğaya saygılı bir kültürün içerisinde yetişen Şaman/ Kaman için ağaçlar önem taşımaktadır çünkü insanın bir ağaç altında yaratıldığına inanılmaktadır. Ağaç doğaya yaşam getirmek, güvenmek ve kadimliği simgeler ve çok yıllık bitkidir. Ağaçlar içinde “kayın” ağacı son derece önemlidir. Kayın ağacı bir yıl içinde yaklaşık 10 kişinin oksijen ihtiyacını karşılayabilmektedir ve iyi bir fotosentezcidir. Bununla birlikte meyvesi hayvanlar içinde son derece besleyicidir. Kültür içinde değerlendirdiğimizde çevresine temiz hava dağıtan ve hayvanların beslenmesini sağlayan önemli bir unsurdur. 750 yıl kadar yaşayabilen bu ağacın yapraklarından kabuğuna kadar her parçası sağlık alanında da kullanılabilmektedir. Kültürel değerlendirme içinde de “kadınsal bir semboldür”. Günümüzde Anadolu da hala akrabalık bağları değerlendirilirken “kayın” kelimesi kullanılmaktadır. Anadolu gelenek ve inançları dahilinde din, dil, ırk farketmeksizin kötü bir şeye karşı ağaca vurma alışkanlığı da ağaç ve kayın ağacına negatifliği aktarmak amacıyla kullanılan bir Şaman ritüelidir.

Şaman özellikleriyle doğan çocuk doğayı ve ağacı kabul ederek sevdiği gibi, geçmişten gelen bilgi birikimlerini de öğrenmektedir. Bu bilgiler içerisinde yer alan ağaç reçinesi ile yara tedavisi halen doğada hayatta kalma çalışmalarında kullanılmaktadır. Bir Şaman, ağacı kesmesi gerektiği zaman önce o ağaca dua etmektedir, sonra o ağacın tohumlarını toprağa ekerek toprağa da teşekkür etmektedir. Şamanın et kullanması yada tüketmesi gerektiğinde de öldüreceği hayvana dua etmesi, teşekkür etmesi ritüelleri vardır. Şaman, öldürdüğünden daha çok hayvanı da besleyerek ergenliğe geldiklerinde doğaya da bırakmaktadır.

Şaman, doğal yetenekleri dışında suyu da kullanmaktadır. Suyun kullanımının önemi ise Emoto deneyi ile ortaya çıkmıştır. Suya okuma, suyla dua etme ve dualı su kavramları, Şaman’ın kültürü içerisinde yer almaktadır. Türk inancında ve Gök Tanrı inancında, vefat olayından sonra ruhun evine ziyarete geleceği düşünüldüğü için ölünün evinde yemek dağıtılmaktadır. Bu yemek dağıtımının adı “ölü aşıdır”. Günümüzde Anadolu’da son derece İslami biçimde bu gelenek devam ettirilmektedir. Yine bu inançta Şamanlar ölünün arkasından dualar okumaktaydılar ve bu okuma da günümüzde Anadolu’ da sürdürülmektedir.

Şamanların birçok belirleyici özelliği, kullandıkları teknikler ve farklılıkları bulunmaktadır. Bu yazıda ana hatlarıyla Şaman’ı çizilmeye çalışıldı. Kavramlar dahilinde değerlendirdiğimiz zaman, Şaman yada Şamanizm bir din değil bir kültürdür. Bu kültür içinde renklerin kullanımı, müziğin kullanımı, elementlerin kullanımı, sayıların kullanımı ve inancın kullanımı bulunmaktadır. Bugün İslam inancını seçmiş olan bir kimsenin öldürdüğü hayvan için Allah’a dua etmesi ve hayvanın canını aldığı için hayvandan gelen hiçbir şeyi ziyan etmemesi; ağaç dikmesi ve ağaçları geliştirmesi, doğaya yabanıl hayata hayvan kazandırması, rüyaları anlamaya çalışması, insanlara saygı duyması ve kadının varlık ve gelişimine saygı duyması, güzel konuşması, çevresindeki herşeyi merak ederek açıklamaya çalışması; bu kimsenin İslam dışına çıkmasına neden olmamaktadır. İslam temizliği emrederken Şaman eski Türk geleneklerine de uygun olarak duru suda yıkanmaz çünkü duru su kirlenebilir. Kötü insanları duru suya yaklaştırmaz ki bunun açıklamasını Emoto deneyinde de bulabiliriz. Tekrar özetlemek gerekirse şamanlar bir din temsilcisi değil bir kültür temsilcisi olan; bilim, kültür, psikoloji ve parapsikolojinin bilgi sahibi insanlarıdır.

Gecce Siyahı

Önceki içerik
Sonraki içerik
İlgili Diğer İçerikler