Renk Cümbüşü Kadınlar

post-header

Meditasyondan Diyete Ruhsal Yolculuk

Okurken Dinlemelik Müzik

O akşam da evimi derleyip, toparladım, gözüme çarpan tozu kiri temizledim, duşumu alıp, bakır kasenin içine koyduğum adaçayı, defne yaprakları ve üzerlik tohumlarını yakarak evimi ve kendimi tütsüledim, pencereleri açarak havayı tazeledim, buhurdanlığa sandal ağacı yağımı koydum, buharlaşan yağın o hafif ve rahatlatıcı kokusunu içime çektim, kırmızı mumumu yakarak odanın ışıklarını söndürdüm, yere serdiğim battaniyenin üzerinde yarım lotus pozisyonumu aldım, meditasyon müziğimi açarak alıp verdiğim derin nefesler eşliğinde bedenimin gevşemesine tanıklık ettim, niyetimi içimden geçirip nefesimi yavaşlatarak kalbime odaklandım ve evet, kalbim nefes olmuştu, yüzümdeki hafif Buda gülümsemesi ve minnet duygusu içinde kalbimin nefes ve ritmindeydim, artık…

                Ulan Mor(t)civert farkındasın di mi, her yıl +2 koyarak gidiyorsun ve anca bık bık söylenmekten başka bir şey yapmıyorsun. Formül belli şekerim, kalori açığı yaratacaksın, 18.00-19.00’dan sonra fındık tanesi bile ağzına atmayacaksın, hareketli olacaksın. Peki sen ne yapıyorsun, ana öğünlerin hakkını verdiğin gibi aralarda da yok bu glutensiz sandviç, yok bu diyete uygun kraker, bir avuç çerezin günahı olmaz, meyve de mi yimiyeg gardaş diye diye ağzını boş tutmadığın gibi, her ay ücretini ödediğin ama aylardır gitmediğin spor salonu üyeliğinle pek bir sportifim edalarındasın. Üstüne bir de yaşanan güne sevgi ve şükran adı altında her gece kadeh kaldırıyorsun. Tamam kabul ediyorum, günün yorgunluğunu dindirip, gerginliğini hafifletmek ve keyifli anlarını tekrar canlandırarak aynı coşkuyu hissetmek sana çok iyi geliyor.  Eyvallah ve amenna ama her sefanın bir cefası olduğu gibi bu anlarında bedeli koca bir göbüş ve gödüş oluyor Mor(t)civerdim. Artık karar senin, ya bu gidişe dur diyeceksin, ya da +2’lerle bakalım nereye varacaksın.

                Meditasyon müziği sona erdiğinde, kalbimden gödüme geldiğimi fark etmemle birlikte “böyle işin içine, şu geveze zihnimi bir türlü susturamıyorum, car car car, vallahi yıldım”, diyerek bir hışımla mumu söndürdüm, ışıkları açtım, battaniyeyi kaldırıp, gelişi güzel bir köşeye bıraktım, buhurdanlığa nefret dolu attığım bakışla ruhsal yolculuğum için hazırladığım ortamı hüsranla terk ettim.

                Bir boğa burcu kadını olarak yemek yemeyi hep sevdim. Hele ki acılı, ekşili, bol baharatlı ve yağlı yemekleri yerken cinsel hazza yakın zevk aldığımı itiraf bile edebilirim. Son 5-6 yıla kadar yemekle olan bu aşk halim kilo olarak çok sorun yaratmıyordu. Di’li geçmiş zaman ekinin kullanımından siz anladınız bugünü. Zihnimden geçen düşünce gibi bu gidişata dur demeye karar verdim ve Hz Google’a müracaatla pek çok yöntem hakkında fikir sahibi olduktan sonra bana göre en zor olanları seçtim. Ketojenik diyet+aralıklı oruç. Aç karnına yatağa girmeyi sevmemiş olsam bile tartıya her çıktığımda minik minik de olsa küçülen rakamları gördükçe “laaannnn kodum yine” diye orantısız bir şekilde sevindiğim de doğrudur. Biten güne kalben sevgiyle şükretmeye devam ediyorum ve kararında yordamında kaldırılan kadehin ayrıca bir zafer lezzeti barındırdığını da fark etmiş olmaktan ekstra keyif alıyorum.

                Bu diyet sürecinde kafamı kurcalayan tek soru: Genişleyen bedenimiz güncel veya yakın bir gelecek için tehdit oluşturan bir sağlık sorunu yaratmıyorsa, günlük aktivitelerimizi sekteye uğratmıyorsa, şu üç günlük dünyada sürekli  bir stres ve koşuşturma halinde olup, keyif aldığımız an ve durumlar bunca kısıtlıyken,  yemek ve içmekten de vazgeçirten, bu çaba ne için? Kime güzel görünmeyi istiyoruz, kim için estetik kaygılara kapılıyoruz?

Bu soruya, hemen ve tereddütsüz bir şekilde “tabi ki kendim için” yanıtını verdim. “Aynanın karşısına geçtiğimde ideal bedenime sahip olduğumu görmek, hoşuma gider.” diye ekledim. İkinci soru geldi hemen: Diyelim ki, kalabalıklardan uzak münzevi bir yaşamı tercih ettin. Dağ başı olur, bakir bir sahil kenarı olur, yerleşim yerlerinden uzak bir çiftlik olur. Her neresiyse artık, yine saatine bakıp, 19.00 oldu diyerek yemeyi keser misin? Giysilerinin içinde oranın buranın nasıl göründüğüyle ilgilenir misin? Kolların sarkmış mı, bacakların kalınlaşmış mı diye dert eder misin? Yoksa fiziksel görünüşünün ötesinde sağlıklı ve enerjik olmaya mı odaklanırsın?

                …………………………………

                Zor soru, en iyisi ben yine, kendime meditasyon ortamını hazırlayayım, belli ki geveze zihnim bu anlarda konuşmaktan ayrı bir zevk alıyor. Bakalım, bu konuda bana neler söyleyecek 😉

                                                                                                                              MOR(T)CİVERT

Önceki içerik
İlgili Diğer İçerikler