Renk Cümbüşü Kadınlar

post-header
Yazılar

Kariyer Değiştirenin Yolculuğu

KARİYER DEĞİŞTİRENİN YOLCULUĞU

Merhaba Ben Lila,

Kendimi bildim bileli bir hayalim var ve bu hayal; kendime ait bir alan, bir tasarım stüdyosu. Her yer çizimler, kumaşlar, renk renk giysilerle dolu. Burası benim kadınlar ve erkekler için hayal ettiğim kıyafetleri tasarlayıp küçük ekibimle birlikte ürettiğim mutluluk fabrikam.

Ama ne yazık ki bir üyesinin bile sanatçılığı gün yüzüne çıkmamış, müthiş korumacı Ankaralı bir ailenin küçük kızına ait bu hayal asla para kazanamayacağım endişesi ile pek ciddiye alınmıyor ve ben de ne yapıp edip maaşlı bir işe girmem gerektiği konusunda ikna oluyorum. Hayalimi yapamayacaksam geri kalan hiçbir işi zaten istemediğim için tek hedefim bir üniversiteyi bitirmek, ne olduğu çok da önemli değil. Bu boşvermişlikle ilerlerken kapağı şans eseri iyi bir üniversiteye atıyorum ve ardından önemle hazırlandırıldığım kurumsal hayattaki düzenli maaş alan beyaz yakalı yıllarım başlıyor. Ama bu yıllar benim için öyle yıllar ki, adeta bir tuzak. Evlilik, çocuk, ev kredisi, araba kredisi, özel okul, kurslar derken boğazıma kadar battığım bir batak öyle ki içinden çıkarsam bütün düzenim alt üst. Diğer yandan bütün bunlara rağmen hayal kurmalarım devam ediyor, o küçük kız asla peşimi bırakmıyor. 40’lı yaşlara gelip hayatın ne kadar hızlı aktığını farkettikten sonra “Haydi diyorum, ufaktan bir plan yapalım. Geç de olsa bir şeyleri en azından deneyelim. Sonuç ne olursa olsun, en kötü ihtimalle denemiş olmanın huzuru herşeye değer!” İtiraf etmeliyim fikrin kafamda oluşmasında tek etkili kişi kendim değilim. Bir dönem kişisel gelişime, ilham verici konuşmalara sarıyorum. Öyle güzel hikayeler duyuyorum ki! Eninde sonunda bir gün geliyor, en mutsuz beyaz yakalı insanlar hayal ettikleri işlere kavuşup nihayet kendilerini buluyorlar. Yoga eğitmeni olup hem fiziksel hem ruhsal zirveye çıkanlar çoğunlukta. Yelkenlilerine atlayıp uzak denizlere açılan açılana, bir sahil kasabasına yerleşip organik çiftçilik yapan yapana ve daha neler neler. Bu hikayeleri dinleyince neden olmasın diye düşünüyorum.

Haydi ilk adımı at, gerisi gelecek.

Hakikaten de öyle oluyor. İlk önce Amerika’dan getirtilen eğitim kitapları ile başlıyorum, ardından kurslar, derken bir moda akademisinden 1 yıllık eğitim. İş çıkışları gittiğim bu eğitimin sonunda bir koleksiyonu tasarlayıp üretmeyi A’dan Z’ye uygulamalı olarak öğreniyorum. Ama o kadar da kolay olmuyor. Anneannemin bir deyimi vardı “canını sürüklemek” diye. Ben de adeta canımı sürüklüyorum, bütün gün ofiste delice yorulduktan sonra çıkışta elimde kilolarca kumaş ile o metrodan diğerine koşarken, yorgunluktan bayılmamak için nasıl savaş verdiğimi, eve gecenin bir yarısı dönerken o gün küçük oğlumu hiç görmemenin verdiği suçluluk duygusunu hatırlıyorum.

Neyse çok uzatmayalım. En sonunda, 2020 yılının Şubat ayında istifa etmeyi başardım. Maalesef 1 sene pandemi nedeni ile belirsizlik ile geçti ve nihayet bugünden tam 1 sene önce çok sevdiğim ve güvendiğim bir arkadaşımla birlikte, “iki kadın girişimci” olarak yola çıktık. (Bu yüzden bundan sonraki kısımda işim yerine işimiz diyeceğim 🙂 )

İşimiz kurulduktan tam 2 ay sonra ilk satışımız gerçekleşti. Ardından bir, iki derken baya satış yapmaya başladık. İşten anlayan, bu yollardan geçmiş insanlar bize hayretle bakıyor, normalin çok üzerinde başarılı olduğumuzu söylüyorlardı. Gerçekten de çok güzel 1 yıl yaşadım. Birçok yeni şeyi de öğrenmiş, işleri belli bir düzene oturtmuştuk. Sadece bir sorun

vardı: Ne kadar satarsak satalım asla yeterli olmuyordu. Gelir-gider asla birbirini karşılamıyordu. Ceplerimize 1 kuruş bile para girmiyordu.

Anlaşıldı ki, iş kurmak ciddi şekilde para gerektiriyormuş. Bir işe girmeden önce gerçekçi bir plan yapmak, işin kendini kurtaracağı güne kadar hem kendi yaşantını sürdürecek kadar, hem de iş tökezledikçe destek olacak kadar sermayeyi yaratmadan bir işe kalkışmamak gerekiyormuş. E bunu herkes bilebilir değil mi? Ama pandemi olacağını ben bilemedim, bilsem pandemiden 1 ay önce işimden istifa etmez, biraz daha beklerdim. Ve ülke ekonomisinin ara ara çizeceği zigzakların tarihe adını yazdıracak kadar çok olacağını da bilemedim. Şirket yönetimi ve vergilerle ilgili aldığımız genel bir bilgi dışında kendimi geliştirmedim, anlamak zor geldi, her konuda zora gelmeye alışkın olduğum halde, bu konuda zora gelemedim. Daha da fenası para işlerinden hoşlanmadığım için bu konuya mali danışmanlık aldığımız bir firma olmasına güvenerek hiç ama hiç bakmadım. Ne geldi, ne gitti, biz ne durumdayız, hiçbir rapor hazırlamadım. Ortağım da aynısı yaptı. Çünkü giderlerimiz çok büyük görünmüyordu, satışlarımız da oluyordu, bir para akışımız vardı.

Biz de bu tavırda devam ettik ta ki aldığımız destek kredisini ödeyemeyeceğimizi anlayana kadar ve yıl sonu gelip hiç kar etmediğimiz, sürekli cebimizden verdiğimiz halde gayet kar etmiş göründüğümüz ve arka arkaya vermek zorunda kaldığımız koca koca vergilerle dumur olana kadar.

İşte biz anca o an aydınlandık: İş kurmak sadece hayellerinin peşinden gitmek demek değilmiş, başka bir şeymiş dostum. İş kurmak paradan anlamak demekmiş, hesabını bilmek demekmiş.

Bu konular yüzünden son birkaç aydır gözüme uyku girmiyor desem yeridir. Hayatım yer yer kabusa dönüştü, kırlaşmaya başlayan şakaklarım şimdi bembeyaz oldu.

Diyeceksiniz ki, neden yapamadınız? Çünkü birkaç pazar yeri, yurtdışı satışları, iadelerin yönetimi derken 1000’lerce fatura, ve neden kesildiği anlaşılmayan vergiler nedeniyle bu iş full time bir iş. Üstelik bilgi gerektiren çok da sıkıcı bir iş. O zaman ben size en baştan söyleyeyim, kuracağınız işe göre elbette durumlar çok değişecektir. Ama kendi işinizi kurma niyetiniz varsa ne yapın edin en başta bu konuyu çok büyük bir ciddiyetle ele alın. Şirket kurulumu, vergi yükümlülükleri hakkında mali müşavirlerin size verdikleri yüzeysel bilgilerle yetinmeyin, mümkünse bir eğitimini alın. Zararın neresinden dönülse kardır, ben öyle yapacağım. (Ya bu arada hayatımız okullarda ders çalışmakla, sınavlara girmekle geçti, iş kurma, vergi vs hakkında en ufak bir şey öğrenmememiz ne kadar acayip sizce de öyle değil mi? Çalışan olmayı, yurttaş olmayı öğreniyoruz da, işimizin sahibi olma hakıkında hiçbir şey öğrenemiyoruz.)

Tekrar konuya dönersek şu noktada benim ve ortağımın düzeltmesi gereken önemli bir şey var: Nakit Yönetimi.

Biz ki, birbirinden güzel kıyafetleri bir araya getiriyor, bunları satmayı güzel güzel beceriyoruz, bu işi de bir şekilde çözeriz mutlaka. Çözemediğimiz durumda da en başta söylediğim gibi en azından “denedik” diyebileceğiz. Ama ben size söyleyeyim, öyle yelkenliye atlayıp gitmek herkesin harcı değilmiş. Ya biz daha bunu hak etmemişiz ya da bilemiyorum ne desem… 🙁

Bu yazıyı yazdıktan sonra tekrar binlerce faturanın incelemesine kaldığım yerden devam etmem gerek o yüzden şimdilk bu kadar diyorum.

Bitirmeden önce belirtmek isterim ki işimiz hala çok güzel, o kadar güzel ki, yaşadığım bu para yönetimi kabusundan sonra bile aşkımdan bir gıdım eksilmedi. Ama benim ve ortağımın önümüzde yürüyeceğimiz daha çok yol var. Ve bu yollar her zaman güllük gülistanlık olmayacak belli ki 🙂

LİLA

folder_920_201707260845-1
Önceki içerik
Sonraki içerik
İlgili Diğer İçerikler