Renk Cümbüşü Kadınlar

post-header

İNSAN/insan

Okurken Dinlemelik Müzik

Tarihimizin en büyük felaketinde öyle çok kayıplar verdik, öyle çok yokluklar yaşadık ki, ne acısı geçer, ne öfkesi diner, ne de benim çalakalem acemi yazmalarım duygularımı aktarmaya yeter.

Ülke olarak her yaşadığımız felaket sonrasında olduğu gibi depremin de insanlar üzerindeki turnusol etkisini bir kez daha görmüş olduk.

Bir yanda:

İnsanların dar anlarını kollayan ne kadar fırsatçı, vicdansız, arsız, uğursuz varsa beş para etmez ruhlarını şeytana teslim ederek, başladılar hemen ellerini ovuşturmaya.

Evleri yıkılan, her an yıkılacak olan, hatta enkazdan kurtulabilenlerin geldikleri şehirlerdeki kira bedellerini üç misline çıkaran merhametsiz ev sahipleri, gözlerindeki yaşla çıktıkları yolda içtikleri bir tas çorba ve pilav için fahiş hesap çıkaran açgözlü işletmeciler, bir küçük suya 15/20 lira isteyen şerefsizler ve bunlar gibi kişiliklerindeki bayalığı, ucuzluğu dolduracakları keseleri ile kapatacağını sanan karaktersizler.

Sesini duyurmaya çalışan, kurtarılmayı bir umut bekleyenlere “seni kurtarmaya geliyoruz” diye dalga geçen, göbek atma videoları yayınlayan piç kuruları.

Son model arabası ile eline aldığı bir top kekle ayağı çıplak çocuğun yanına gelip, devletin nerede olduğunun konum bilgisini veren, sosyal medyalık fotoğrafını çekip, mensup olduğu siyasi görüşe şirinlik yaparak elde edeceği kazanımların hesabına yapan aklı evveller.

Kendileri dışındaki arama kurtarma ekiplerinin tam sonuca ulaşacağı sırada onları uzaklaştırıp, canlı yayınla şov peşine düşen kifayetsizler.

Depremzedelerin banyo, tuvalet, gıda, hijenik malzeme ihtiyaçları ile binlerce ailenin barınma sorunu halen çözülememişken salon salomanje çadır güzellemesi yapan yağdanlıklar.

Öte yanda:

Depremin haberini aldığı gibi orada olmalıyım, bir şey yapmalıyım, duramam yerimde diyerek olabildiğince organize olup, yurdun dört bir yanından akın eden engin gönüller.

Gidemiyorsak, kentimize geleceklerin ihtiyaçlarını karşılamalıyız, düşüncesiyle bir araya gelip, hazırladıkları kolileri sevgiyle teslim ederken biz buradayız, yanınızdayız diyen güzel canlar.

Kumbarasını açan, emekli maaşını paylaşan, öğrenci kredisini bağışlayan, bila bedel evini tahsis eden, yardım kolilerinin toplanması/tasnifi/paketlenip bir an önce bölgeye ulaşması için zamanını, emeğini sevgiyle veren şefkatin bedenlenmiş ruhları.

Bağırmadan, reklam yapmadan, sessiz sedasız kurdukları mutfaklardan aşlarını sunan firmalar, sermaye gücünden yoksun ama mangal gibi yüreklerin sahibi kadın kolektiflerinin ve gönüllülerin dayanışmanın gücüne inançla bir ve beraber olma duygusunu lezzetlerine katan öpülesi ellerin canımmm sahipleri.

Başta Hekimler ve her kademeden sağlık personeli olmak üzere deprem bölgesinde gönüllü görev almak isteyen Hakim, Cumhuriyet Savcısı, Emniyet ve Jandarma Teşkilatı, Belediye personelleri ile devlet dediğimiz ve yurttaşı için var olması gereken olgunun tam anlamıyla hakkını veren tüm yurtsever kamu çalışanları.

Karşılıklı döktüğümüz gözyaşları ve minnetle uğurladığımız yurt dışından gelen ekipler, işinden olma pahasına vicdanlarının ışığı ile emeğin kutsallığını hepimize bir kez daha hatırlatan madenciler ve niceleri…

Olarak yer aldığımız saflarımızı belli ettik..

Kendi adıma bir kez daha anladım ki; insanları ayıran ırk/dil/din/siyasi görüş/sınırlar falan değil, bizler iyi insan/kötü insan olmak seçeneklerindeki tercihlerimizle ayrılıyoruz.

Not: Hayır, elbette unutmadım. Sadece vergilerimizle değil, kanımızla da desteklediğimiz, hepimizin göz bebeği olan kurumun çadır tüccarı yöneticilerini,  göçüğün altında seslerini duyurmaya çalışanlara kendi selalarını dinletenleri, sesi ulaşmayanların bir gayret ellerindeki telefonlarla yardım çağrısını interneti yavaşlatarak engelleyenleri, bilimi hiçe sayanları ve diğerlerini.

Onlara söyleyebileceğim tek sözüm var. Helalleşmeyeceğiz, hesaplaşacağız.

                                                                                                           KARA

Önceki içerik
Sonraki içerik
İlgili Diğer İçerikler