Renk Cümbüşü Kadınlar

post-header

IN VINO VERITAS

Okurken Dinlemelik Müzik

*Gerçek, şarapta saklıdır.
Rica etsem, an itibariyle bir durur musunuz, bir bakar mısınız neredesiniz, ne yapıyorsunuz, zihninizden geçen düşünceler neler.
Şimdi, şu anda çıplak mısınız acaba, yani özünüzün o en saf halinde misiniz, yoksa bir zırh gibi kuşandığınız maskelerinizle mi hala yüklüsünüz?
“Kimseye eyvallahım yok” maskesi, “alayınıza tililili” maskesi, “hep mağdurum, yazık bana” maskesi, “acımadı kiii” maskesi, “ne kıskanıcam be” maskesi, “iyilik perisi” maskesi, “sev beni seveyim seni” maskesi, “herbokolog” maskesi, “doğuştan liderim” maskesi gibi bulunduğumuz ortamlara göre kendimizi korumaya almak, saygı duyulmasını sağlamak veya sevilip, kabul görmek için ne çok çıkarıp, taktığımız maskelerimiz var, di mi?

Hayır, hiç öyle maskeyle falan işim olmaz, içim neyse dışım da aynı diyen arkadaşım, “inkarcı” maskesini önce bi çıkart, sonra konuşalım olur mu?

Hmm.. çıkarttın sanırım, o zaman sana bir soru, “cehenneme kadar yolu var, umurumda değil” derken dik tuttuğun başını, yatağa girdiğinde öfkenle karıştırdığın üzüntüyle yastığına iyice bastırıp, gömmedin mi 😉
Peki, devam edelim biz.
Bir süre sonra hangi halimizin maskeli, hangi halimizin asıl kişiliğimiz olduğu karışıp, birbirine geçmesiyle gelsinnn kimlik çatışmaları, gitsinnn bunalımlar.
Tüm bu toz duman arasında aslında “kim” olduğumuzu bilmeyi isteyecek kadar cesur yüreksek şaraba teslim olup, gerçeği saklı kuytusundan çıkartmasına izin verebiliriz.
Sonrasında:
Kor ol ama kül olma diye ah ettiklerine özlem duyanlar, kabule zorlandıklarına gün yüzü görmemiş, henüz yakası bile açılmamış en kallavi küfürleri savuranlar, edepsizliğin dipsiz kuyusunda hazzı yaşayanlar, kabuk bağlayan eski yaraların taze kalmış sızılarına dayanamayıp haykırarak ağlayanlar, ben varım/beni görün telaşıyla histerik kahkaha ve coşkun halleriyle odakta olmaya çalışanlar, havadan kaptığı nemle bedenini kavgaya atanlar, ağzını bıçak kesmeyenler, anlatmalara doyamayanlar, ertesi gün gördüğü “gerçeği” hatırlayamayacaklar, hatırladığına pişman olup utanç kulesinden kendisini atmak isteyecekler, oturduğu gibi masadan kalkmasını bilenler..
Olarak bileceğiz ne kadar “gerçek”, ne kadar “sahte” olduğumuzu ama “bunlarla yüzleşecek hiç zamanım yok” maskesini çabucak takıp, kaldığımız yerden de devam edeceğiz.

KARA

Önceki içerik
Sonraki içerik
İlgili Diğer İçerikler