Renk Cümbüşü Kadınlar

post-header

Erkek ve Evrim

Okurken Dinlemelik Müzik

                20’li yaşların başlarında tazecik filiz gibi salınan, her halleri ayrı güzel olan genç kız kardeşlerim hele toplanın yamacıma, bugün sizlere naftalin kokulu aşk defterimden bir hikaye anlatacağım.

                Yıl fi tarihinde bir zaman..

                Üniversiteyi bitirip kamuda çalışmaya karar vermiş olmamla küçücük bir ilçeye atamamın yapılmasıyla başladı bu tuhaf hikaye.

                Gencim, güzelim, havalıyım ve bekarım.  Tabii bu bekarlık durumu erkeklere sultanlık, kadınlara eksiklik olarak görüldüğü için gönüllü çöpçatanların derhal üstlerine vazife almaları gecikmedi. Bu kutsal görevin önem ve bilincindeki Eczacı bey de bir gün yanında genç bir adamla çalıştığım yere gelerek “komşu ilçeden geçici olarak görevlendirilen beyle” beni tanıştırdı. Ne saçma bi şey lan bu kafasında ama asil ve vakur duruşumdan da ödün vermeyerek havadan sudan konuşup, ilçede 1 ay gibi bir süre kalacak olan ve bu tuhaf tanıştırılmanın bir parçası olmayı kabul edecek zavallılıktaki geçici görevli beyi naş ulan yerine duruşuma olan sadakatimle kolaylık ve esenlik dileyerek, gönderdim.

                Bir süre sonra bilmem ne etkinliği kapsamında toplu yemek organizasyonu yapılmasıyla bu geçici görevli bey yemekte hoop yanıma düştü. Sohbet, muhabbet, espriler, gülüşmeler derken, eleman bayağı keyifli çıktı.

                Dedi Keanu Reeves sever misin

                Dedim severim

                Dedi bu hafta yeni filmi vizyona giriyor, komşu ilçeye gelip, birlikte gidelim ister misin

                Dedim güzel olur.

                Filmdi yemekti derken biz bayağı sohbeti koyulttuk, sonrasında hafta sonu buluşmalar, kendi çevresiyle tanıştırmalar, günlük haberleşmeler falan tatlış bir arkadaşlık halindeyiz.

                Ama heyhat kader ağlarını örmeye bir izin dönüşüme saklamıştı. J

                Arkadaş beni karşıladı, bir yere oturduk, ilçeye giden otobüs saatine kadar birlikte takılacağız ama nasıl mutsuz ve tedirgin, kıvranıp duruyor.

                Dedim ne oldu, iyi misin

                Dedi sana anlatmam gerekenler var, çünkü senin bunu bilmeye hakkın var

                Dedim nedir mesele

                Dedi benim şöyle bir sıkıntım var ve senin bunu bilmen gerekiyor

                Dedim çözersin, aşamayacağın bir sorun değil, gelirsin üstesinden.

                Neyse geldim yerime, aklımda yaşadığı sorundan çok şimdiye kadar arkadaş arkadaş takılırken, neden bunu bilmeye hakkım olsun, niye illa ki bilmem gereksin, ayyy bu olay arkadaşlığı aşmış, ondan kıvranıp duruyor garibim, dur ben buna bi el atayım, deyip bir akşam yaptığımız telefon görüşmesinde:

                Dedim ben senden hoşlanıyorum

                Dedi ya öyle mi, peki konuşuruz bir ara, iyi akşamlar, görüşürüz.

                ………………………….

                Bir daha aramadı. E tabi ben kaldım lök gibi, hiç böyle bir modelle karşılaşmamışım, o kadar neydi la bu, şaşkınlığındayım ki üzülemiyorum bile.

                Çapkınlığıyla maruf ve kadınlarla arası hep iyi olan bir erkek arkadaşıma olayı anlattım,

                Dedim neydi şimdi bu

                Dedi daha önce hiç ilk adımı attığın oldu mu

                Dedim hayır

                Dedi atmış olsaydın, yine benzer şekilde adam yok olacaktı, kişide değil olayın kendisinde hata yapmışsın

                Dedim nasıl yani

Dedi bak güzelim, erkek avcıdır, kadın avdır. Bir avcı için avını değerli ve lezzetli kılan gösterdiği çabadır, tuzak kuracak, pusuya yatacak, peşinden koşacak, it gibi yorulacak ki avını ele geçirdiğinde sahibi olduğunu hissetsin. Senden hoşlanıyorum dediğin anda avcıyı sen vurup, öldürmüş oldun, game over yani, anladın mı

Dedim benim anladığım avını ayrı avcısını ayrı ….

Yani sevgili genç renkler, kıssadan hisse şudur ki;

Erkek, koca kainatta “ev rim le şe me yen” tek canlı türüdür. 40 bin yıl önce mağarada yaşayan erkeği al, saçını sakalını tıraş et, üstüne giydir pantolon ceket, ver eline kağıttan bir diploma canınız nereye istiyorsa “bir plazada yönetici, kamuda çalışan, trafikte şoför, stadyumda fanatik, sanat evinde yazar/çizer” koy oraya, vallahi sırıtmaz. Sonuçta benlik, bilinç, bakış ilk varoluşunda neyse, bugün de aynı, çokta şeetmeyin, gülün geçin yaşadıklarınıza/yaşayacaklarınıza. 😉

                                                                                                                           MOR(T)CİVERT

Önceki içerik
Sonraki içerik
İlgili Diğer İçerikler