Renk Cümbüşü Kadınlar

post-header

Dünyanın Sonuna Yolculuk

Okurken Dinlemelik Müzik

Bir gün Güney Amerika ülkesi Peru’nun Cusco şehrindeyim.

Cusco, Inka İmparatorluğu’na zamanında başkentlik yapmış, deniz seviyesinden 3,400 metre yükseklikte olan kolonyal dönemin en güzel örneklerinin bulunduğu UNESCODünya Kültür Mirası Listesi’nde bulunan yaşayan bir müze. İspanyollar burayı İspanyollaştırmak için çok uğraşmışsa da o güzelim yerel kültürü yok edememişler (Tanrıya şükür, amin!)

Neyse, işte bir sabah altı yataklı ranzalı bir parti hostel odasın da uyandığımda artık paramın azaldığını ve seyahatimin sonuna yaklaştığımı düşündüm panik içinde.

Anneme “dünyanın sonuna gidip bir tur atacağım” dediğimden beri üç buçuk ay geçmiş ve ben bu zaman içinde dört ülkeye pandik atmışım. Çıkmadığım dağ tepe, girmediğim krater gölü, tuz gölü, buzul, çöl kalmamış ve -6 ile +35 dereceyi tatmışım. Yediklerimi bilmek istemezsiniz 😉

Yatağımda son gecenin hangover’ini üzerimden atmaya çalışırken kendime bir rota belirlemeye çalışıyorum. Istanbul’daki evime dönmeden önce muhakkak doğada pembe yunusları görmek, Amazonda yüzmek ve Kolombiya’yı gezmek istiyorum, fakat hepsini bir araya nasıl getireceğimi bilemiyorum. Sonuçta Ant Dağların zirvesindeyim, yağmur sezonu, para kısıtlı ve başım zonkluyor…..

Alt kata ortak alana indim, kafayı tekrar çalışır duruma getirmek için yakıt bulmalıyım. Bir çörek ve kahve ile bar taburesine oturdum. Önüme cep telefonumun ekranını açtım haritalara bakıyorum. Durum ümitsiz gibi.

Cusco dan çıkıp Amazon nehri kıyısında bulunan Leticia’ya oradan da Kolumbiya’nın Cartagena şehirlerini hartalara güzergâh olarak girdiğimde. “Maalesef, “Cusco, Peru” – “Cartagena, Kolombiya” arası arabayla yol tarifini hesaplayamadık” diye cevap geldi.

Olm, sen hesaplayamazsan ben nasıl hesaplarım düşünüp kahvemden tekrar bir yudum aldım. Anlamsızca soran bakışlarla etrafı seyrediyorum. Ucuz ama eğlenceli bir hostel’de kalıyorum.

Bilmeyenler için, Holstel, Hotel’in az gelişmiş hali 😉

Hosteller genelde sadece temel gereksinimlerin karşılandığı minimum düzeyde hizmetle otellere, pansiyonlara ve bunun gibi konaklama tesislerine göre daha uygun fiyatlar sunan tesisler. Hostellerde genellikle çok yataklı yatakhaneler ve ortak banyo alanları bulunur. Hostellerdeki kahvaltı servisi de diğer konaklama tesislerine göre çok daha mütevazidir ki bu kelime zengin olmuş sunulanların tarifi için! Bu sayede hosteller, gençler için uygun fiyatlı konaklama seçenekleri sunar.

Anlayacağınız az paralı zıpır gençler eğlenerek dünyayı geziyor. Öğleden sonra tanıştığı kişi akşama doğru senin en yakın kankin oluyor ve yollarınız tekrar ayrılıncaya kadar birlikte seyahat ediyorsunuz.

Muhtemelen Hosteller aynı zamanda Türkiye’den sonra dünyada en çok “Hey, ver ar yu vrom?” (Nerelisin Gurban?) sorusuyla karşılaşacağınız yer olabilir.

Evet, anlamsız boş bakışlarla etrafa bakarken yavaş yavaş, dün öğlen daha tanımadığım fakat dün akşamdan sonra kanki mertebesine ulaşmış yeni kankilerim halice ortak salon, oyun yeri, bar olan alana gelip bana teşrif ediyorlar.

“Oh meeen!” “Yoo mei!” “Goş, vat eh nayt” gibi edalarla kahvesini, poğaçasını kapan yeni arkadaşlarım bar masasının etrafına koğuşlanıyorlar.

Laflıyoruz. Dün gece konuşuluyor. Kaldığımız hostel diğer önceki hostellerle kıyaslanıyor. Eski yeni rotalar değerlendiriliyor etzettera…

Lafa giriyorum. “Gençler, Google hasretlerine sordum, bana “Maalesef, “Cusco, Peru” – “Cartagena, Kolombiya” arası arabayla yol tarifini hesaplayamadık” diye cevap verdi, dedim. “Ben, buradan Leticia (Kolumbia) oradan da Cartagena’ya (Kolombia) nasıl gideceğim?” dedim, “Arada 5.000 Km var, zaman ve para az. Allah’ını seven beri gelsin, bir el atın şu kıza” diye yalvardım.

Masada gözler bana çevrildi. Kalabalığın arasında beyaz tenli, melek yüzlü genç bir delikanlı, bir ışık süzmesinden meydana geliverir gibi beri geldi.

Fransız-İspanyol aksanıyla “Aehh, Ay nov” dedi. Senin o parlak “ay novunu” yerim ben diye içimden zikrettim. “Vat yu nov” dedim ve hemen peşinden “hauf?” diye sordum.

Kurban olduğum melek yüzlüm tereddüt etmeden cevapladı: “Ay kam diz vay”, dedi ve ekledi: “Senin gitmeyi planladığın rotadan geliyorum dedi. Aslında çok kolay ve ucuz gidebilirsin tüm bu hedef noktalara. Sana tavsiyem Cusco’dan, Peru’nun başkenti Lima’ya uçmam. Otobüs ile gidersen 3 günlük zorlu ve gereksiz bir yolculuk. Orada en fazla bir iki gün kal, daha fazla değmez.

Lima’dan İquitos’a uç. (Hayatımda gördüğüm en karanlık yer diyebilirim, fakat bu başka bir hikâye.) İquitos Amazon nehrin kıyısın da ve buradan vapur veya hızlı tekne ile meşhur Amazon üçgenine inebilirsin.

Bu üç ülke üçgeni Brezilya, Peru ve Kolombiya arasında paylaşılıyor. Yani şöyle düşün, bakkal Peru’da, Fırın, Brezilya’da, eee sende Kolombiya da oturuyorsun. Mesafeler o kadar yakın.

“Sana tavsiyem hızlı motor tekne ile 10 saatte İquitos’dan Leticia’ya geçmen. Vapur ile 3 gün sürüyor. Hamak alarak onu güverteye bağlıyor orada yatıyorsun ve sinekler seni parçalıyor” dedi. “Almayım” dedim.

“Leticia’ya vardığında sakın pasaporta damga vurdurmayı unutma (Unuttum!!!). Kayık ile Peru tarafına geç, ülkeden çıkış damganı al ve Leticia’da resmi makamlarda Kolombia’ya giriş yap. Hahaha, bu makamları öyle havalı yerler olarak bekleme, sonuçta yağmur ormanlarındasın ve hepsi yeşilliklerin ortasında küçük ahşap kulübeler” diyerek gülümsedi.

“Doğa içinde özgür Pembe Nehir Yunusları görmek için ise tekne ile Purto Narinio adındaki küçük kasabaya gideceksin. En nihayetinde Leticia’dan direk Kolombia’nın başkenti Bogota’ya uçak ile ulaşabilir ve oradan ülkeyi gezebilirsin” dedi.

Bayıldım!!!!

Bir daha asla karşılaşmayacağım, ama facebook’ta arkadaş olduğum. Ve ismini telaffuz edecek kadar zaman geçirmediğim “Borjabous Cuyey” adlı gence teşekkür edip hemen gidip bu rotanın ilk ayağı olan Lima’ya uçak biletimi aldım.

Evet, bazen hiç tanımadığımız insanların tavsiyelerine güvenip yolumuza devam edebiliyoruz. Temkinli olmakta her zaman fayda var, fakat ben iyi ki o rotadan gitmişim diyorum, çünkü beni birçok bilmediğim nice yeni yerlere götürdü, harika insanlarla tanıştırdı ve farklı maceralar yaşamama vesile oldu.

Merci boku, Borjabous!

Deniz Mavisi

Önceki içerik
Sonraki içerik
İlgili Diğer İçerikler