Renk Cümbüşü Kadınlar

post-header

BUGÜN SENİ AFFEDİYORUM

Okurken Dinlemelik Müzik

Kavgalarımızda hep ona derdim ki “Büyüyünce asla senin gibi olmayacağım”.

Ağlayarak yatağa girdiğim her gece ağlayarak uyandığım her sabah “ben onun gibi olmayacağım” derdim. Her vurduğunda ya da beni evden her kovduğunda gene de dönüp barışmaya, kendimi öptürmeye çalışmaya, anne diye ağlamaya devam ettim. Ama hiçbir zaman yine de sevmekten kendimi sevdirmeye çalışmaktan asla hiç vazgeçmedim. Belki de hep beni nasıl düşürmeye çalıştığını ama benim ne kadar inatçı olduğumu ona tutunduğumu doğmaktan vazgeçmediğimi hatırlattım kendime. Belki derinlerde yine de “seviyor ama o da böyle sinirli ne yapalım” diyerek kendimi kandırmaya çalıştım.

Kendi kendime bile artık düşünmediğim, artık unuttuğum, unutmak istediğim kimselere anlatamadığım anlarım ve anılarım aklıma birden geldi bugün … Hiç paylaşmadığım şeyler dökülüyor klavyenin tuşlarına yazıp yazıp siliyorum. Belki de bugün son kez düşünür, yazar ve artık hem onu hem kendimi affederim.

Hep güler yüzlü, şen şakrak, komik, güçlü, burnu düşse dönüp almaz bir kahverengi olarak yaşadığım sinir stres ve panik ataklara rağmen kimselere hissettirmeden geçirdim bunca yılımı. Lise yıllarımda artık baş edemediğim panik atağımı hocalarım fark edip beni psikologlara yönlendirdiklerinde beni her seansa o götürdü ama ben hiç kimseye bahsetmedim onla yaşadıklarımızı çünkü anlatsam sorunun kaynağı ortaya çıkacak ve belki onla konuşacaklar ve o üzülecekti. Hiç üzülsün istemedim. Her soruya farklı bir cevap verdim; konu kıyısından köşesinden ona uğramasın diye uyduruk hikâyeler anlattım.

Sonra neyse ki yıllarca beklediğim o an geldi. Üniversiteyi kazanıp gittim. Beni uğurlayışını hiç unutmadım…Otobüste tam 10 saat geçen 17 yılımızı düşündüm. Sorular sordum cevap bulamadım. Ama yine de en çok onu özledim o da beni. Yıllarca hatta bazen şimdi hala ona yaptıklarını hatırlatır yaptıklarına üzüldüğünü gördüğümde de içten içe mutlu olurum ama sonra yine ağlarım. Bugün belki de bir miat olacak. Dedim ya son kez hatırlayıp affetmek ve birazda onu anlamak için yazıyorum buraya aslında …

16’sında hiç istemeden evlenmiş 17’sinde doğurmuş, 4 çocuk büyütmüş sinirli olmasın da ne yapsın dedim; kadın olduğumda, evlendiğimde, sürekli ağlayan bir bebeğe sahip olduğumda. Kendimi onun yerine koydum. Evet ben babamı çok seviyorum belki ama benim babam onun kocası ve o sevmiyor. Sevmediği adamla evde 4 çocuk büyüten ailesinden uzak kadını anladım anne olduğumda. Hak vermedim şiddete ama anladım neden bu kadar öfkeli olduğunu. Öfkesi bana değildi, hayata öfkeliydi ve gücü bana yetiyordu öfkesini dindirmek için… Şimdi duramadığım kapalı alanlar, geçemediğim tüneller, çıkmaktan korktuğum açık alanlar ve yükseklikler ve binemediğim asansörler var hayatımda. Varsın olsun… Şimdi   sevmekten vazgeçmeyen, inatçı, biraz sevdiklerine bağımlı (belki çok ),hırslı, başarılı ve hiç denemekten vazgeçmeyen bir kahverengi var.

Aslında hiç böyle karamsar yazmak değil tam tersi komik hikâyelerimi anlatmak vardı aklımda ama olsun paylaşmak yazmak iyi geldi. Belki bir dahakine anlatırım onları da.

OHHH BEEE affediyorum galiba seni huysuz ama tatlı kadın. Biliyorum sen de beni seviyorsun….                                                                                                                                                         KAHVERENGİ

Önceki içerik
Sonraki içerik
İlgili Diğer İçerikler