Renk Cümbüşü Kadınlar

post-header

Bu yaştan sonra

Okurken Dinlemelik Müzik

Dediler ;

Aldatılmalarına, hor görülüp ihmal edilmelerine rağmen boşanamadılar, yaşadıkları hayal kırıklıklarının ardından yeni ilişkilere açık olamadılar, kırmızı rujlarını sürme ve diz üstü eteklerini giyme yaşının artık sonuna geldiğine hükmettiler, uzun saçlarını dahi kestirip, kısa saçlarını yaşlarına daha uygun buldular, boncuklu/taşlı kolyelerinden vazgeçtiler, lunaparkta çarpışan arabalara binmediler, en ufak düzen değişikliği gerektiren her olasılığa kuşkuyla baktılar, aman Ali Rıza bey ağzımızın tadı kaçmasın, diye diye eski köylerine gelecek her yeni adeti reddettiler..

Yani pek çoğumuz hala yaşanacak koca bir ömür yokmuş gibi var olanın çarkında ve toplumun “yaşlarına uygun bulduğu” genel kabullere göre yaşamaya razı oldu, böylece ayıplanıp, kınanacakları, dillere düşüp, el alemin dedikodu malzemesi olmaktan korunabileceğine inandı. Bir kısmı da -bu yaştan sonra ki bilinmezden ise bilinenin boğucu ama güvenli kollarında yaşamayı tercih etti.

Oysa hepimizin birbirimize sorması gereken tek soru “bu yaştan sonra” değilse “ne zaman” olması gerekmez miydi?

İçimizde ukde kalan, aklımızın köşesinde yer edinen, umutlarımızda var olanlar için harekete geçme zamanı “şimdi değilse” , “bu yaşta” değilse, “ne zaman”..

Mesela Kara olarak;

Sırtıma kocaman bir lotus çiçeği dövmesini yaptırıp, derin sırt dekolteli elbisemi giymek, çantama dolduracağım birkaç parça eşyayla çadır tatilini yapmak, motosiklete binip, yamaç paraşütü ile süzülürken “eyyyyy özgürlük” diye bağırmak, sevgilimle ulu orta öpüşüp,  maruz kalacaklar için üzülmekle birlikte kraraoke barda sahne almak, Avrasya Maratonunda koşmak/yürümek, alanlarda sloganımı atıp, itirazlarımı haykırmak..

Tüm bunlar için çok mu geç kaldım, boyumdan büyük çocuklarıma, ağaran saçlarıma ve zamanın ibresine bakıp, hepsinin üstüne artık  birer bardak soğuk su mu içmeliyim, geçti Bor’un pazarı deyip eşeğimi ya Niğde’ye sürüp ya da artık evimin önüne mi bağlamalıyım, bugüne kadar heybeme kattıklarımla avunup, giden gençliğime iç mi geçirmeliyim.

Ne gelişimizde ne de gidişimizde hiçbir dahlimizin olmadığı ve yarının kimseye vaat edilmediği bu yaşam serüveninde yaş denilen olgunun matematiksel ifadesinin dışına çıkıp, üstüne bir de yoğurt muamelesi yapılarak yapıştırılan SKT etiketlerini çıkarıp atmanın ve tüm kalıplara ağız dolusu bi hasssstirin oradan demenin vakti “şimdi değilse”, “bu yaştan sonra” değilse, “ne zaman”?

Çok mu dedikodumuz yapılacak; azmış, kudurmuş bu mu denecek, yapmayanın/demeyenin babasının şarap çanağına ..

                                                                                                                     KARA

                                                                                                   Bu yaştan sonra KAPKARA 😉

Önceki içerik
Sonraki içerik
İlgili Diğer İçerikler