Renk Cümbüşü Kadınlar

post-header

Aydınlanma Anları

Okurken Dinlemelik Müzik

İnsanların hayatlarındaki en değerli  anları hangileridir sizce?

Aklımıza pek çok an gelebilir.

İlk okumayı öğrendiğim , sevgilimin bana ilk beni sevdiğini söylediği , benim için önemli olan bir sınavı başarıyla verip bir adım daha ileri gittiğimi hissettiğim, o kupayı hak edip havaya kaldırdığım ve bunun gibi daha nice anlar…

Peki… Bize sert bir tokat hissi veren, boğazımızı düğümleyen, içimize oturan o gerçekle yüzleşme anlarımıza ne demeli…

Hücrelerimize kadar sarsıldığımız o deprem anları.   Eğer içinden çıkılabilirse AYDINLANMA ANLARI.

Ben bu konuda biraz geç aydınlanmış biriyim. Hayatımın hiçbir döneminde uyanık biri  olmadım. Arkadaşlarım saflığım ya da geç büyümem yüzünden “sen nasıl böyle kalabildin? “ diye sorduklarında bu bana çok aşağılayıcı gelirdi. Bana neden gelişmemiş muamelesi yapıyorlardı hiç anlamazdım. Örneğin biri bana “havada adam uçuyor” dediğinde bile inanıp havaya bakıp adamı arayabilirdim.

 Ancak ne yazık ki hayat bize bu kadar iyimser davranmıyor ve  uyandırmak için her türlü yöntemi kullanıyor. Sırf kendimizi biraz daha görüp tanıyalım diye. Buradaki amacı  bize eziyet etmek de değil aslında; tabi bizim nasıl algıladığımıza da bağlı . Amaç kendi içimizdeki o sonsuz ve müthiş  potansiyeli keşfetmemizi sağlamak. Yani işin aslı ben çooook derin bir uykuda kendimi Alice harikalar diyarında sanırken, kendimi Freddie’nin kabusu olmasa da çok garip bir Matrix içinde buldum (çoğumuz gibi).

Alice Harikalar diyarı, Polyanna, Heidi gibi bize hep iyi ve saf olmayı gösteren karakterlerden sonra bize birilerinin bunun tam tersini göstermesi gerekiyordu ki hayatı anlamlandıralım. İşte benim Mutlu ve Doğal Çocuk olarak başlayan saf güzel hikayem, kendimi tanımak adına bana tesirlerle yaptırılan sözde hatalar sayesinde uzunca bir dönem ceheneneme dönüştü. Başımıza gelen kazalar, ameliyatlar, aile sağlık problemleri, yanlış seçimler ve birliktelikler, duygusal boşluk, mutsuzluk ve bedenime aldığım 30 kilo… Ve en acısı dünyalar kadar sevdiğim babamın kaybı… Babalar günü haftasında…

Öyle bir an gelir ki o güne kadar yaşadığımız herşey bir anda anlamını kaybeder. Kendini üzdüğün onca şey bir anda uçup gider. Ve ilk defa kendini büyümüş, olgunlaşmış hissedersin. Her ne kadar ara ara kendini güçsüz hissettiğin anlarda o çok sevdiğinin yanında olmamasına isyan etsen de o da garip bir KABUL’le kendi yoluna gidiverir.

O güne kadar kendi karanlık yanlarımla yüzleşmelerim sırasında hep acı hissetmiş olsam da, o Kabul  anlarından sonra gelen özgürlük duygusu hayatın yaşamaya değer olduğunun ispatıdır.

Biliyorum ki her ne olursa olsun o KABUL duygusunun iyileştiriciliğini , özgürleştiriciliğini hiçbir şeye değişmem.

Hayat eğer seçimlerden oluşuyor ise ve bizim bu seçimlerde azıcık da olsa bir payımız varsa, yaşadığımız zor anları tepki vererek değil de , o teslimiyet duygusuyla daha farkında yaşadığımızda akışın da değiştiğini hepimiz yaşamışızdır. Aşırı bir hırsla istediğimiz şeylerin olmadığını ya da oluyorsa da bize sınavlarla geldiğini, ama akışına bıraktığımız zaman hayatın bize hayal bile edemeyeceğimiz güzelliklerini sunduğunu da…

O zaman hadi gelin artık hep birlikte kendimize acıma, kendimizi ve başkalarını yargılama, kendimizi sevmeme, ve pozitif ya da negatiften beslenme oyunumuzu bırakıp;  HAYATA, OLANA, OLACAK OLANA KABUL ve TESLİMİYETLE BAKARAK GÜLDÜR GÜLDÜR AKALIM ŞU HAYAT NEHRİNDE OKYANUSA DOĞRU.

                                                                       FUŞYA

Önceki içerik
Sonraki içerik
İlgili Diğer İçerikler